Mektubun Var Çocuk.

Soğuk duvarların dibinden, parmaklıklar arasından yazılmış mektubun var çocuk!
Sağ olsun postacı geciktirmedi babadan oğla yazılmış mektubu.
E kör talih!
Bu bayram mektubunu değil de babasını getirseydin ya çocuğun.
Mektubun var çocuk!
Hasretin, özlemin, satırlarda yer aldığı, mürekkeple değil, göz yaşı ile yazılmış mektubun var.
Mahkum babandan, zarfın üzerinde görülmüştür damgalı mektubun var çocuk.
Tıpkı açık görüşlerde elin üzerine vurulan damga kadar soğuk ve sertçe vurulmuş ‘’görülmüştür’’.
Güneşin uğramadığı yere bayram gelir mi?
Güneşsiz ama güneşi hayal ederek sana yazılan mektubun var çocuk!
Gökyüzünden uzak, gökyüzüne hasret, gökyüzü kadar mavi mürekkeple yazılmış, bayramsız avlulardan yazılmış, sana yazılmış üstelik gözlerinden de öpen mektubun var çocuk!
Babandan mektup aldığın değil, babanla bayram namazlarından döndüğün bayramların olsun çocuk…4